dalgaların, büyük köpekbalıklarının, yırtıcı kuşların ve daha önce hiç görmediği buzul kayalıkların arasından ilerliyordu. ufacık teknesinde kendisine ne kadar yeteceğini bilmediği erzağı, gökyüzünde var olduğunu düşündüğü bir arkadaşı vardı. nereye gittiğini bilmiyordu. dört tarafı su, dört tarafı bilinmez, dört tarafı uçsuz ve bucaksız bir okyanustu.
ilk zamanlar boyundan büyük dalgalarla boğuştu. kurtulduğunda başardığını hissetti. büyük köpekbalıklarıyla karşılaştığında çaresizdi. korkmuştu. onları atlattığında şanslı olduğunu anlamıştı. yırtıcı kuşların menziline girdiğinde elindeki sopaya tüm kuvvetini bahşetmişti. kuşları cızbız yapıp yerken, kendini güçlü hissetti.
buzul kayalıklara yanaşmadan yol alabilecek bir kaptan değildi. denizci değildi. ama inanıyordu. pes etmeyecekti. yarın yemeğinin tükeneceğini biliyordu. ama pes etmeyecekti. ama her şey zordu. ama olsun o, pes etmeyecekti. bilinmeyene doğru yol alacaktı.
gücü tükense şansı, şansı tükense aklı, aklı tükense gökyüzündeki arkadaşı yardımcı olacaktı.
bu son değildi. biliyorum. bu son değil. pes etmeyeceğim. başaracağım. tükenmeyeceğim. durmayacağım. kazanacağım.
İSTANBUL, 2024.