Hukuk Notları

Gökyüzündeki Emeğin Hukuku Neden Yerde Kaldı?

İş Kanunu'nun hava taşıma işleri istisnası, uçuş personelini klasik işçilik güvencelerinin dışında bırakabiliyor. Ancak istisna bütün havacılık çalışanlarını kapsamaz.

Türkiye'de bir çalışanın iş sözleşmesi sona erdiğinde akla gelen ilk kavramlar kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve işe iade davasıdır. Ancak havacılık sektöründe çalışan herkes bakımından aynı hukuk rejimi uygulanmaz.

4857 sayılı İş Kanunu'nun 4. maddesi "hava taşıma işlerini" kanunun kapsamı dışında bırakır. Bu kısa istisna, özellikle uçuş personelinin çalışma hayatında önemli sonuçlar doğurur.

Havayolu şirketinde çalışmak tek başına yeterli değil

İstisna, bir havayolu şirketinin bütün çalışanlarının otomatik olarak İş Kanunu dışında kalması demek değildir. Kanun, havacılığın yer tesislerinde yürütülen işlerini ayrıca kapsam içinde değerlendirir.

Bu nedenle yalnız işverenin faaliyet alanına veya çalışanın kartvizitindeki unvana bakılamaz. Çalışanın fiilen yaptığı iş, işin uçuş faaliyetiyle doğrudan bağlantısı ve ağırlıklı olarak nerede yürütüldüğü incelenmelidir. Pilot veya kabin görevlisi ile ofiste, bakım tesisinde ya da yer operasyonunda çalışan kişinin hukuki durumu aynı olmayabilir.

İş Kanunu yoksa hak da mı yok?

İş Kanunu kapsamı dışında kalmak, çalışanın hiçbir korumaya sahip olmadığı anlamına gelmez. Bu ilişkilerde Türk Borçlar Kanunu'nun hizmet sözleşmesine ilişkin hükümleri gündeme gelir.

TBK; fesih bildirim sürelerini, haklı nedenle feshi, haksız fesih sonuçlarını, kötü niyetli feshi, ücret ve izin ilişkisini ve işverenin çalışanın kişiliğini koruma borcunu düzenler. Somut olayda sözleşme, personel yönetmeliği, toplu düzenlemeler ve yerleşmiş işyeri uygulamaları da ayrıca önem taşır.

Burada sık yapılan bir hatayı düzeltmek gerekir: TBK'ya tabi olmak, 1475 sayılı Kanun'un 14. maddesindeki klasik kıdem tazminatının kendiliğinden kazanıldığı anlamına gelmez. Kıdem veya kıdem benzeri ödemenin sözleşme, personel yönetmeliği, toplu iş sözleşmesi, işyeri uygulaması ya da özel bir düzenleme üzerinden doğup doğmadığı ayrıca incelenmelidir.

"İş Kanunu uygulanmıyor, hiçbir hakkınız yok" cümlesi de "TBK'dan kesin kıdem alınır" cümlesi de aynı ölçüde sakıncalı genellemelerdir.

Çağın gerisinde kalan istisna

Sorunun özü yalnız tek tek davalardan daha büyüktür. Uçuş emniyetinin ağır sorumluluğunu taşıyan, düzensiz saatlerde ve yüksek fizyolojik baskı altında çalışan kişilerin temel çalışma güvenceleri bakımından parçalı bir rejime bırakılması çağın ihtiyaçlarıyla bağdaşmıyor.

Hava taşımacılığı artık küçük ve istisnai bir faaliyet değildir. Küresel ölçekte rekabet eden, çok sayıda çalışanı ve yolcuyu ilgilendiren stratejik bir sektördür. Uçuş süreleri, dinlenme, sağlık nedeniyle lisans kaybı, fesih denetimi, kıdem benzeri haklar ve sendikal temsil açık bir çalışma rejimine kavuşturulmalıdır.

Uçuş emniyeti çalışma güvencesinden bağımsız değildir. İşini kaybetme endişesiyle yorgunluğunu, sağlık sorununu veya emniyet riskini bildiremeyen çalışanın bulunduğu sistem güvenli sayılamaz.

Gökyüzündeki emeğin hukuku yerde kalmamalıdır.

Hukuki Not: Temel ayrım 4857 sayılı İş Kanunu m.4 üzerinden yapılır. İş Kanunu dışında kalan hizmet ilişkilerinde 6098 sayılı TBK m.393 ve devamı; klasik kıdem tazminatı bakımından 1475 sayılı Kanun m.14 değerlendirilir. Sonuç, çalışanın unvanından çok fiilî görevi ve sözleşmesinin içeriğine bağlıdır.

E-posta ile paylaş X'te paylaş LinkedIn'de paylaş
← Önceki YazıSuç Duyurusu Nasıl Yapılır, Neler Yapılmamalıdır?
Ana sayfaya dön